Kapıdan içeri girdiğimde Üsküdar’ın nemli rüzgarı hâlâ tenimde, Salacak’tan Marmaray’a kadar geçen kısa yolculuk bile gecenin geri kalanını daha ateşli kılıyor. Çamlıca’nın ışıklarını pencereden seyrederken, tenimin her kıvrımı misafirimle tanışmayı bekliyor; ellerim yavaşça kayarken, saatler nasıl geçtiğini unutturacak bir yakınlık kuruyoruz.
Kuzguncuk’un dar sokaklarından Altunizade’ye inerken hissettiğim o özgür ruh, şimdi tamamen sana ait. Beylerbeyi sahilinde geç saatlere kadar süren sohbetlerin yerini nefes nefese geçen anlar alıyor. İstediğin kadar yakın, istediğin kadar uzun; ben yalnızca bu anın içinde kaybolmak ve seni de benimle birlikte sürüklemek istiyorum.
Her buluşmada aynı heyecan, aynı terleyen tenler ve aynı doymak bilmeyen bakışlar. Marmaray’dan inip hızlıca yanımda olmak da yeterli; gerisi kendiliğinden akıyor.
